İnsanın hakikî vazifesi, namaz kılmak ve büyük günahlardan sakınmaktır. Beşinci Söz’de anlatıldığı gibi bu görev, insanın yaratılışına uygun ve fıtrî bir neticedir. Namaz, kulun Rabbine yönelmesi; büyük günahlardan kaçınmak ise fıtratını korumasıdır.
Kâinattaki Düzen Allah’ın Varlığını Nasıl İspat Eder? | Otuzüçüncü Söz Yirminci Pencere
Kâinatta görülen hikmet ve sanat, Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tarif eder. Otuz Üçüncü Söz’de ifade edildiği gibi, en küçük ayrıntılardan en büyük unsurlara kadar her şey bilinçli bir düzenle vaziyet alır. Işık dahi İlâhî sanatın sergilendiği bir vasıta olarak istihdam edilir.
Haramlara Karşı Kendimizi Nasıl Muhafaza Edebiliriz?
Haramlar karşısında duyarlılık, imanın canlılığının bir göstergesidir. Risale-i Nur’da ifade edildiği üzere günahı küçük görmek değil, emri veren Zâtı düşünmek esastır. Küçük görülen bir haram, kalpte büyük bir yaraya dönüşebilir.
Tevhidin Mertebeleri Nelerdir? | Yedinci Şuâ
Tevhid, Allah’ın birliğini sadece bilmek değil, bütün varlıkta O’nun tasarrufunu görerek kalben tasdik etmektir. Yedinci Şuâ’da ifade edildiği gibi tevhidin pek çok mertebeleri vardır. Hakikî tevhid, yalnız tasavvurdan ibaret bir bilgi değil; şuur ve yaşantı hâline gelmiş imandır.
Risale-i Nur Neden Tarikat Dersi Vermiyor? | Emirdağ Lâhikası 1
Risale-i Nur bir tarikat değil, doğrudan imanı kurtarmaya yönelik bir ilim ve hakikat mesleğidir. Emirdağ Lâhikası’nda açıkça ifade edildiği gibi zaman tarikat zamanı değil, iman hizmeti zamanıdır. Çünkü tarikatsiz Cennete giden olabilir; fakat imansız Cennete giden yoktur.
Kainatta Rahmet Nasıl Görülür? | Ondördüncü Lem’a
Kâinatta rahmet tezahürleri, bütün mahlukatın insanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yaratılmasıdır. Lem’alar’da anlatıldığı üzere insan zayıf ve âciz olduğu hâlde, kâinat ona musahhar edilmiştir. Bu durum, Allah’ın ilim, hikmet ve rahmetinin açık bir delilidir.
Hayatı Veren Allah’a Kullukta Bizden Ne İsteniyor? | Dördüncü Şua
Bize hayatı veren Allah’a verebileceğimiz şey; şükür, iman, ubudiyet ve teslimiyettir.
Şualar Dördüncü Şua’ya göre insanın vazifesi, hayat nimetini gafletle değil, marifet ve ibadetle değerlendirmektir.
Hayat bir mülk değil, emanet olduğu için karşılığı kulluktur.
Mü’min Kardeşinin Meziyetleriyle Nasıl İftihar Edilir? | Yirmi Birinci Lem’a
Mü’min kardeşlerin faziletleriyle iftihar etmek, kendi nefsimizi unutup onların meziyetleriyle sevinebilmek demektir. Risale-i Nur’a göre buna “tefani” denir; yani kardeşlerin faziletleriyle bir nevi fâni olmak, onları kendimiz gibi tasavvur edip şükürle sevinmektir.
Dua Ederken Sesimizi Kim İşitir? | Yirmi Dördüncü Mektup
Dua, imanın ruhudur ve Allah’a yönelmenin ifadesidir. Risale-i Nur’a göre, Allah tüm kainata hükmeder, en küçük işlerimizi bilir ve sesimizi işitir. Bu nedenle kişi, dualarında yalnız Cenab-ı Hakk’a dayanır ve O’ndan talepte bulunur.
